Kızıldere Direniş ve Devrimin Kutup Yıldızıdır! – Sosyalist Barikat / EÖC

Basından

Kızıldere direniş manifestosunun 54. yılındayız. Kızıldere’de yaratılan direniş manifestosu yarım yüzyılı aşkın süredir halklarımızın kurtuluş mücadelesinde sönmeyen kutup yıldızı olarak yol göstermeye devam ediyor.

THKP-C ve THKO’lu devrimci kurtuluş savaşçılarının ve önderlerinin sözle eylemi, andaki direnişle devrim hedefini yaşamları pahasına birleştirdikleri momentin ve mekanın adıdır Kızıldere. Ve Kızıldere sadece bu da değildir. O, an’la geleceği birleştirmiştir. An’da geleceğin yolunu çizmiştir. 30 Mart 1972 tarihi ve Kızıldere sadece o günle, o an’la, o mekanla sınırlı kalmamış, Türkiye ve Kürdistan’da sonraki tüm zamanlarda ve her yerde devrimci kurtuluş mücadelesinin mihenk taşı, yol göstericisi, esin kaynağı olmuştur. Bir direnişin ötesine geçerek, halklarımızın devrimci kurtuluşunun tüm tarihinin ve geleceğinin kutup yıldızı olmuştur.

İlkler evet unutulmazdır, hele ki on devrimci kurtuluşçunun kanıyla yazılan bir direnişse… Fakat Kızıldere sadece unutulmamakla kalmamış, onu yaratan büyük devrimci düşünce ve atılım pratiğinin gücüyle yepyeni bir devrimciliğin en güçlü biçimiyle doğduğu an ve mekanda olmuştur. “Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş” sloganı hala dipdiri bir devrimciliğin ifadesi olarak alanlarda yankılanmaya devam ediyor. Bu Kızıldere’de ilk zirvesini yapan söz ve eylem buluşmasının, büyük devrimci düşünce ve atılım pratiğinin hala yaşamaya ve yankılanmaya devam ettiğini gösteriyor.

THKP-C ve önderi Mahir Çayan yoldaş bir kopuşun, tarihsel bir sıçramanın kurucularıydılar. Onlar “zaman ve mekan” ilişkisini devrimcilikte yeniden kurdular. Her yeni an’ı, her yeni günü, her yeni yılı devrimciliğin düşüncede ve eylemde yeniden ve yeniden kurulacağı momentler olarak ortaya koydular. Mekan’ın da her an bir değişim içinde olduğunu ve bu değişimi kavramanın devrimciliğin olmazsa olmazı olduğunu gösterdiler. THKP-C ve Mahir yoldaşın fikir ve eylemini büyük yapan, kutup yıldızı konumuna taşıyan esas olarak bu çizgiydi, bu kavrayıştı.

Aradan geçen 54 yılda büyük değişimlere tanık oldu insanlık. Sınıf mücadelesinin ve devrimci savaşımın koşulları, zeminleri, çelişkilerin biçimlenişi büyük değişimlere uğradı. Mahir yoldaşın dahice bir sistematikle emperyalizmin bunalım dönemleri tespiti temelinde ortaya koyduğu emperyalizmin 3. bunalım dönemi, 1990 başlarında sona erdiği gibi, onun ardından gelen tarihsel dönemde artık sona er/iyor/di. Emperyalist-kapitalist dünya 2020’lerden itibaren yeniden biçimleniyor. Tüm çelişkiler yeniden kuruluyor. Sınıflar mücadelesinin koşulları bu ortam içinde yeniden biçimleniyor.

Yüzyılı aşkın süre önce, tarihsel olarak sınırlarına varmış ve meşruiyetini yitirmiş olan kapitalist sistem, ilk kez somut ve gözle görülür biçimde nesnel sınırlarına da varıyor. Gideceği yer, büyüyeceği zeminler tükeniyor ve sınırları apaçık görülüyor. Bu durum kendisini ekonomide, ekolojide, siyasette, kültürde, sağlıkta ve toplumsal yaşamın her alanındaki geriye dönüşsüz, onarılmaz krizlerde ve temposu giderek artan savaşlarda apaçık gösteriyor.

Ve bu süreç, özgürlük, eşitlik, dayanışma ve komünün, daha net bir ifadeyle komünizmin artık nesnel olarak ve hızla kurulmasının mümkün olduğunu da gösteriyor.

Sınırlarına varan kapitalizmin yarattığı kaos, savaş ve yokoluş mu, özgürlük ve komün mü? sorusu artık tüm insanlığın önündeki açık ve net sorudur.

Kapitalizm kar’ın peşinde kör bir egemen sistem olarak süreklenerek ilerleyor. O varlığıyla bu soruya zaten bir yanıt veriyor. Bu soruyu yanıtlaması gerekenler esas olarak sistemin çarkları arasında her gün daha çok yoksullaşan ve bir geleceği olmayan ücretli köleler, emekçiler, erkek egemenliğinin barbar şiddeti ve üstünlükçü düzeniyle ezilen kadınlar ve farklı cinsel yönelimi olanlar, yokoluşa süreklenen kır emekçileri ve yoksul köylüler, geleceği olmayan gençler ve çocuklar, ezilen inanç sahipleri ve uluslardır.

Ve soruyu yanıtlaması gerekenlerin kendi çıkarlarını ve insanlığın özgür ve eşit geleceğini ifade eden komünizm tercihini yapması, herşeyden önce bu alternatifin içeriğinin geçmişteki “sosyalizm denemeleri”nden farklı biçimde özgürlük, eşitlik, dayanışma ve komün temelinde yeniden ortaya konulmasını gerektiriyor. “Zaman ve mekan” ilişkisi bize eski “sosyalizm denemeleri”nin düzeltilmiş versiyonlarının bir seçenek olmadığını apaçık gösteriyor. Bize gerekli olan, özgürlüğü ve komünü eksen alan güçlü bir kopuştur ve daha ileri bir düzeye sıçramadır.

Ve devrimci pratik; mücadele yolları, biçimleri, örgütlenmesi, kadroları meselelerini de özgürlük ve komün ekseninde ve mücadelenin somut ihtiyaçları temelinde yeni bir düzeyden somutlaştırmamız gerekiyor.

Mahir yoldaşın en önemli ideolojik çalışmasının ismi “Kesintisiz Devrim”dir. Bu isimlendirme bir tesadüf ya da öylesine seçilmiş rastgele bir isimlendirme değildir. Onun düşünce ve eyleminin ruhunu ve içeriğini en net biçimde yansıtır. “Zaman ve mekan ilişki”sine, “somut durumun somut tahlili”ne yaptığı vurgu ve “Kesintisiz Devrim” tanımlaması birbirine tamamlar. Zaman ve mekan ve somut durum sürekli değişir ve devrimde bir an’ın işi değildir. Devrim sadece iktidar hedefli ve iktidarın alınmasıyla biten bir büyük değişim olayı değildir. Devrim ve devrimcilik, sürekli değişime kesintisiz devrimle, düşüncede ve eylemde kesintisiz daha büyük devrimci hedeflerle, pratiklerle yanıt verme işidir.

2020’lerden itibaren biçimlenmeye başlayan dünya ölçeğindeki yeni tarihsel dönemi bir devrimci döneme çevirmek mümkündür. Bu dönem, evet bugünkü haliyle bir felaket dönemi olarak ilerliyor. Ama o, aynı zamanda özgürlük ve komünal bir dünyayı hızla inşa etmenin bütün nesnel temellerini apaçık yaratarak ilerliyor.

İşte tam da bu noktada: THKP-C ve Mahir yoldaşı devrimin öncü, yol gösterici gücü yapan; değişen zaman ve mekana, durağanlaşmayan, doğmatikleşmeyen, donmayan, kendini düşüncede ve eylemde sürekli yenileyen kesintisiz devrimle yanıt verme düşüncesi ve pratiğini, bugünün yeni koşullarının devrimciliğinin merkezine almak zorunludur.

Bu yoldan ilerleyerek yeni tarihsel dönemi insanlığın felaketi döneminden bir devrimci döneme çevirmeliyiz, çevirebiliriz.

Kızıldere’nin 54. yıldönümünü bu bilinçle karşılıyoruz. Daha fazla yoğunlaşarak, daha çok emekle ve Kızıldere’nin direniş, kesintisiz devrim ve süreklileşmiş yenilenme ruhuyla devrimci kurtuluş mücadelesini büyüteceğiz.

KIZILDERE SON DEĞİL, SAVAŞ SÜRÜYOR, SÜRECEK!

KIZILDERE: DİRENİŞ, KESİNTİSİZ DEVRİM VE SÜREKLİLEŞMİŞ YENİLENMEDİR!

YAŞASIN DEVRİMCİ KURTULUŞ MÜCADELEMİZ!

30 Mart 2026

0 Paylaşımlar