Sınıf Kavgasını Yükseltmek için, 1 MAYIS’a, TAKSİM’E! – Komün Gücü

Basından

Bu yıl 1 Mayıs’ı, ABD-Batı emperyalizmi ve İsrail siyonizminin, Ortadoğu’da sürdürmüş olduğu kanlı savaş ve saldırganlığının içerisinde karşılıyoruz. Bugün emperyalist saldırganlık ve savaş, sermaye birikimini sürdürmenin bir aracı olarak; dünya işçi sınıfına, halklara, kadınlara karşı sömürü ve ezme, soykırım politikalarının da sınırsız bir biçimde uygulanmasına yol açmaktadır. Yaşadığımız dünya, emperyalist kriz ve savaşların tam ortasında, yıkımın eşiğine doğru sürüklenmektedir. Bu yönüyle emperyalist paylaşım savaşı düzlemi, tüm dünya ölçeğinde, zincirinden boşalmış, dizginlenemez ve hükmedilemez bir durumdadır. Böylesi bir küresel savaş rejimi konjonktüründe 2026 yılının Temmuz ayında, Türkiye, savaş örgütü NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Tarihin bu anında anti-kapitalist kavgayı yükselteceğimiz gibi aynı zamanda anti-emperyalist kavgayı yükselteceğimiz ve emperyalist savaşa karşı sınıf savaşını şiar edineceğimiz 1 Mayıs’a yürüyoruz!

İşçi ve emekçi kitleler, bugün yaşanmakta olan ekonomik krizin sonucunda, derin bir yoksulluk ve sefalet içinde, dayanılmaz bir eşikte yaşama tutunmaya çalışıyor. Öte yandan, başta faşist AKP iktidarının dayandığı sermaye kliği olmak üzere, sermayedarların kârına kâr katmak için, emekçilerin yaşam alanları ve doğa talan ediliyor, yok ediliyor. Sermayenin yağmasına açılmayan, sermaye birikiminin konusu haline gelmeyen hiçbir şey kalmadı, yaşamın her alanı metalaştırıldı. Dizginsiz bir baskı, sömürü, rant ve zulüm düzeni ile karşı karşıyayız. İşçiler, emekçiler, kadınlar, LGBTİ+lar, gençler adeta nefes alamaz hale geldi. AKP-MHP faşist iktidarının yaşanmakta olan krizi, sermayenin ve devletin çıkarları doğrultusunda aşabilmek için, sömürüyü, baskı ve zulmü katlayarak arttırmaktan başka hiçbir çaresi yok. Krizin faturasını bizlere, işçilere, ezilenlere kesiyorlar ve kesmeye devam edecekler.

Bunun karşısında ekonomik, siyasal, toplumsal her anlamda yaşanmakta olan krizle birlikte, açlık ve sefaletimizi derinleştiren her saldırı dalgası, özgürlük yoksunluğumuzu büyüten her faşist abluka; öfke ve kinimizi de büyütüyor.

Yaşamakta olduğumuz bugünlerde, yine devrimci güçlerin, 1 Mayıs’ta yürüyeceği rota ve koordinat Taksim’dir.

İçinde yaşadığımız zaman, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin AKP-MHP faşist iktidarının egemen hükmünden ayrılma-kopuş sürecini derinleştireceğimiz bir zamandır. Egemenleri huzursuz eden, uykularını kaçıran mücadelenin dinamiği; isyancı ve yaratıcı öfkenin aciliyetine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır.

Taksim, iş cinayetlerinde, çocuk işçi katliamlarında, kadın kırımında, intiharlarda hikayeleri çalınmışların mücadele mevzisidir. Herkesin kendi hikayesini ve geleceğini yeniden kazanacağı yerdir.

Taksim bir yer ve alandan fazlasıdır. Tarihtir, hafızadır. Mücadelenin eşiğidir. Her an, sınıfa karşı sınıf savaşının güncelliğidir. Ya geri adım atarsın ya da ileri fırlamak için adımlarsın. Bugün Taksim iradesi sadece faşist iktidarın yasaklarını kabullenmeyi reddetmek, patron sendikaları ile sarı sendikaların aynı hizada doğrulandığı çizgiyi reddetmek değil bu havayı dağıtıp, akıntıya karşı yüzme ve başkaldırı iradesidir aynı zamanda. Kuşkusuz bugün yine Taksim iradesi egemenleri huzursuz ediyor. Sadece egemenleri değil aynı zamanda sarı sendika ve onun mızmız solcularını da huzursuz etmektedir. Kendi statükolarının varlığına korku vermektedir. Tedirgin ve endişeli solcularımız, bugün Taksim iradesini ve cüretini kuşanarak yürüyenleri; “sınıf mücadelesinden kolayca kaçışın ve sınıftan kopuk, örgütsüz, kitlesiz harekete geçen bir grup marjinal ve azınlık” diye yaftalayacaklardır! Bu solcularımız kendilerini kandırmaya, aldatmaya devam edebilirler. Taksim iradesi barikatı aşmaya, korku duvarlarını yıkmaya ve statükoları sarsmaya devam edecek.

Üretim ve yaşam alanlarında gelişen her sınıfsal tepkiyi, öfkeyi, her sınıf kıpırtısını sınıf mücadelenin temel gündemi yapalım, sınıf hareketini yükseltelim. Asgari hayatlara mahkum edilmişliğe öfkeyi örgütleyelim. Temel yaşam ihtiyaçlarını bile karşılayamaz kılınan emekçi sınıfların öfkesini büyütelim. Kadınların, erkek egemen devletin sürdürdüğü kadın kırımına karşı özgürlük ve kurtuluş mücadelesini, öz savunmasını örgütleyelim. Gençliği, faşist iktidarın yürüttüğü geleceksizlik, güvencesizlik ve sömürü cenderesinde ölüme, intihara, hiçliğe ve cinnet haline sürükleyen politikalarına karşı gençliğin yaşama umudunu ve direncini yükseltelim. Doğasının, toprağının, suyunun ve havasının uluslararası tekellere ve sermayeye peşkeş çekilmesine, talanına karşı direnen doğa savunucularının mücadelesini mücadelemiz kılalım!

Emperyalizme ve faşizme, savaş ve sömürü düzenine karşı tarihin akışını değiştirmek için, sınıf kinimizi harlayarak kavga bayrağını yükseltmenin zamanı!

1 Mayıs’ta, alanlarda ve Taksim’de olalım, kavgayı yükseltelim!

0 Paylaşımlar