İsviçre’de aşırı sağın nüfusu 10 milyonla sınırlandırmayı ve göçü kısıtlamayı hedefleyen girişimi hem parlamentoda hem de halk nezdinde beklediği desteği bulamadı. Sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından desteklenen ve ülke nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonun üzerine çıkmasını engellemeyi amaçlayan öneri, Federal Parlamento tarafından reddedilmişti. Hükûmet ve parlamento çoğunluğu, nüfus artışıyla birlikte ortaya çıkan barınma, ulaşım ve altyapı sorunlarının çözümünün göçü sınırlandırmak değil, kamu yatırımlarını artırmak ve planlamayı güçlendirmek olduğunu savundu.
SVP, son yıllarda hızla artan nüfusun konut piyasası üzerinde baskı yarattığını, ulaşım ağlarını zorladığını ve kamu hizmetleri üzerindeki yükü artırdığını öne sürerek göçün sınırlandırılmasını talep etti. Parti, nüfusun 10 milyona yaklaşması durumunda daha sert göç politikalarının uygulanmasını ve gerektiğinde Avrupa Birliği ile serbest dolaşım anlaşmalarının gözden geçirilmesini savundu.
Buna karşılık sendikalar, göçmen örgütleri ve birçok sivil toplum kuruluşu, girişimin toplumsal sorunların sorumluluğunu göçmenlere yüklediğini belirtti. Emek örgütleri, yüksek kira fiyatları, konut yetersizliği ve altyapı eksikliklerinin temel nedeninin yıllardır uygulanan kâr odaklı politikalar ve yetersiz kamu yatırımları olduğunu vurguladı. Göçmen emekçilerin sağlık, bakım, inşaat ve hizmet sektörleri başta olmak üzere İsviçre ekonomisinin birçok alanında önemli bir rol oynadığına dikkat çekildi.
İsviçre’nin doğrudan demokrasi sistemi gereği yeterli sayıda imza toplayan girişim 14 Haziran 2026’da halkoyuna sunuldu. Resmî sonuçlara göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 55’i öneriye karşı oy kullanırken, yüzde 45’i destek verdi. Böylece nüfusun 10 milyonla sınırlandırılması ve buna bağlı göç kısıtlamaları öngören girişim reddedildi.
Uzmanlar, sonuçların İsviçre toplumunun önemli bir bölümünün göç konusunda kaygılar taşıdığını gösterdiğini, ancak seçmenlerin çoğunluğunun bu sorunların çözümünü göçmenleri hedef alan kısıtlamalarda değil, konut, ulaşım ve sosyal altyapıya yönelik daha kapsamlı politikalar geliştirilmesinde gördüğünü belirtiyor.
Referandumda girişimin reddedilmesine rağmen, seçmenlerin yaklaşık yüzde 45’inin öneriye destek vermesi dikkat çekti. Bu oran, göç karşıtı ve aşırı sağ söylemlerin İsviçre toplumunda önemli bir tabana sahip olmaya devam ettiğini gösterdi.
Son yıllarda Avrupa genelinde yükselen sağ popülist ve göç karşıtı hareketlerin Fransa, Almanya, Hollanda, Avusturya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkede aşırı sağ partiler tarihsel olarak yüksek oy oranlarına ulaştı.
