Cenevre’de Görkemli “No G7” Eylemi
Fransa’nın İsviçre sınırında bulunan Evian-les-Bains kentinde 15 Haziran’da başlayacak ve üç gün sürecek olan; ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada ve Japonya’nın oluşturduğu G7 olarak adlandırılan emperyalist zirve, başlamadan anti-emperyalistler tarafından protesto edilmeye başlandı.
G7 grubunda yer almayan Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Mısır gibi ülkelerin liderlerinin de zirveye davet edildiği, basında yer alan bilgiler arasında.
Zirvede jeopolitik sorunlar, Ukrayna ve Avrupa’nın güvenliği, İran ve Ortadoğu’daki gelişmeler, ticaret alanındaki sorunlar ve yapay zekâ gibi başlıkların tartışılacağı belirtilse de; emperyalizmin haydutlukla işgal ettiği Küba ve Venezuella’nın gündeme dahi gelmemesi, beraberinde Siyonizmin soykırım politikasının konuşulmaması, zirvenin saklanmaya çalışılan gerçekliğini ortaya koyuyor.
Emperyalizm, içerisinde bulunduğu yapısal krizi mevcut neo-liberal politikalarla aşamayacağının farkında. Bu nedenle G7 ve NATO gibi uluslararası savaş aygıtlarıyla yeni işgal politikalarını hayata geçirme konusunda ortak zemin arama ve uzlaşma zirveleri topluyor.
Buna karşın Avrupalı anti-emperyalist ve anti-faşist örgütler ile kuruluşlar, İsviçre’nin Fransa sınırındaki Cenevre kantonunda büyük bir eylem organize etti.
NOG7 (G7’ye Hayır!) koalisyonunun örgütlediği ve yaklaşık 50 dernek, sendika ve siyasi gruptan oluşan eylem kapsamında, 14 Haziran Pazar günü saat 14.00’te Perle du Lac’tan başlayan kortej, Birleşmiş Milletler merkezinin bulunduğu Place des Nations’a yürüdü. Kortejin ve eylemin başını, NOG7 koalisyonunun öncülerinden olan “Feminist Grev Kolektifi” çekti.
İsviçre’de 14 Haziran 1991’de 500 bin kadın, “eşit işe eşit ücret” ve annelik hakları talepleriyle sokaklara çıktı. Ülkenin en büyük siyasi eylemlerinden biri kabul edilen hareket, 2023’ten itibaren “Kadınlar Grevi” adını “Feminist Grev” olarak değiştirdi. Bu değişiklik, hareketin ücret eşitliği ve annelik haklarının ötesine geçerek; ırk, sınıf, emperyalizm ve queer haklarını kapsayan kesişimsel bir mücadeleye dönüştüğünü yansıtıyor.
“Feminist Grev” ile birleşen NOG7 eylemlerine gençliğin yoğun katılımı ve coşkusu dikkat çekiciydi. ADKM’nin de aralarında yer aldığı Türkiye ve Kürdistanlı sosyalist-devrimci örgütlerin yoğun katılım gösterdiği yürüyüş, NATO, G7 ve emperyalizm karşıtı sloganlarla devam etti. Kortej boyunca Filistin ve Küba bayraklarının çokluğu da dikkat çekici görseller arasındaydı. Yürüyüş boyunca emperyalizmin Küba, Venezuella ve Suriye işgaliyle, Siyonizmin Filistin ve Lübnan’da gerçekleştirdiği soykırımı lanetleyen sloganlar hiç dinmedi.
“Feminist Grev Kolektifi” sözcüsü Françoise Nyffeler, NOG7 koalisyonu adına yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu mobilizasyon yasaklarla durdurulamaz. İnsanlar hazır, öfkeli ve endişeli. Başından beri barışçıl ve herkesin katılabileceği bir gösteri istiyoruz. Bize göre bu politikaların karşısında durmak, feminist mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Hepimiz özgür olmadıkça hiçbirimiz özgür değiliz. Bu yıl 14 Haziran, hem feminist grev hem de G7 karşıtı direniş için ortak bir buluşma noktasına dönüşecek.”

Kortej yürüyüşü boyunca eylem genel olarak sakin geçti. Tesla marka bir aracın kundaklanması ise bir anda heyecana neden oldu. Kitle, yürüyüş disiplinini bozmadan eylemliliğine devam etti.

Polisin BM binası önüne kurduğu barikatla kitlenin geçişine izin vermemesi ve gaz bombalarıyla saldırması üzerine çatışmalar yaşandı. Polisin tazyikli su ve gaz bombalarıyla saldırmasına kitle, havai fişekler ve sloganlarla karşılık verdi.
Polisin çok sayıda gaz bombası atması üzerine kitle tekrar Mon Repos Parkı’na çekildi. Ancak parka çekilmek zorunda kalan kitlenin peşinden gelen polis, parka da gaz bombaları atmaya başladı. Parkta bulunan insanların tepkisi üzerine polis gaz atmayı bıraksa da parkı abluka altında tutmaya devam etti. Kitlenin parça parça parkı boşaltmasıyla eylem sona erdi.
Polisin parka gaz atması, “Gezi Direnişi”ni andıran karelerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu durum, Gezi’yi yaşamış Türkiyeli devrimciler arasında ayrı bir motivasyon yarattı.

Bununla birlikte, ADKM’nin de bileşeni olduğu ADGB (Avrupa Demokratik Güç Birliği) Platformu ve kısa süre önce kuruluş deklarasyonunu açıklayan “NATO’ya Karşı Birleşik Mücadele Platformu”, 4 Temmuz’da tüm Avrupa merkezlerinde eylem kararı aldıklarını açıkladı.
