
Arnavutluk’ta Yükselen Militan Eylemler – Metin Bulut
Arnavutluk, mayıs sonundan bu yana kesintisiz eylemler yaşanıyor. Eylemler, Vlorë yakınlarındaki Zvërnec köyü ve Vjosa-Narta korunan alanı çevresinde planlanan lüks turizm projesine tepkiyle başladı. Projede Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ile eşi Jared Kushner’ın adı geçiyor. Bölge, Avrupa ile Afrika arasında hareket eden göçmen kuşlar için önemli bir mola yeri ve flamingolara ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda flamingoların sürü hâlinde birbirini koruma biçimine atıfla protestocuların flamingoları eylemlerde sık sık kullanıldığı görülüyor. Çevre mücadelesinin sınıfsal içeriği, doğanın korunmasıyla geçim sorunlarının birbirinin içine geçtiği bir mücadele dinamiği açığa çıktı.
Yerel bir mücadeleden ülke çapında harekete
Militan eylemlerin fitilini, korunan bir alandaki inşaat hazırlıklarına karşı çıkan ekolojistlerin güvenlikle arasındaki gerilim ateşlediği söyleniyor.
Eylemler birkaç gün içinde Tiran, Durrës, Vlorë, Elbasan, Korçë ve Shkodër gibi şehirlere yayıldı. “Arnavutluk satılık değildir” sloganı hızla benimsendi. 3 Haziran’da polisin Başbakanlık’a çıkan ana bulvarı kapattığını ve aralarında küçük çocuklu ebeveynlerin de bulunduğu barışçıl göstericilere tazyikli su sıktığı görüntülere yansımıştı. Bu saldırı hareketi bastırmak yerine büyüttü ve ertesi gün sokaklara daha büyük kalabalıklar çıktı. Mayıs sonunda başlayan hareket, 13 Ekim’de binlerce öğrencinin katılımıyla yeni bir aşamaya girdi. Eğitim maliyetleri, üniversitelerin koşulları ve mezuniyet sonrasındaki iş olanakları, hükümete yönelen tepkinin belirgin başlıkları hâline geldi. Böylece kıyıdaki bir yatırım projesine karşı başlayan itiraz, gençlerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma talebiyle birleşti. Militan eylemleri bastırmak için Türkiye’den TOMA desteği de alındığı görüldü.
Eylemin kapsamı büyüdükçe talepleri de çoğaldı. Göstericilerin ilk olarak lüks otel kompleksinin inşaatının durdurulmasını istediğini, sonra Başbakan Edi Rama’nın istifasını ve daha geniş kapsamlı bir ekonomik model değişikliğini talep etmeye başladı.

Eylemin bugün geldiği nokta yalnızca tek bir projeye yönelmiyor. Son otuz yılda Arnavutluk’u şekillendiren sosyo-ekonomik modele karşı çıkıyor. 1990’lardaki hızlı özelleştirmenin ve siyasi güçle özel servet arasındaki yakın ilişkinin bu modelin temelini oluşturduğunu söyleniyor. Çevresel korumaların gevşetilmesini, polis şiddetini ve medya gücünün yoğunlaşmasını da bu düzenin birbirinden bağımsız olmayan görünümleri olarak okuyor.
Hareketin örgütlenme biçimi, taleplerinden en az onlar kadar dikkat çekiyor. Merkezi bir figür ya da resmi bir yapı şimdilik yokmuş gibi duruyor, bulvarlardaki günlük meclislerde kararlar ortaklaşa alınıyor. Eyleme katılan sosyal konumları oldukça geniş olduğu da aktarılıyor. Sol örgütler, çevre aktivistleri, feminist kolektifler, LGBTQ+ toplulukları, dini toplulukların temsilcileri ve muhafazakâr kesimler aynı sokakta buluşuyor.
Polis saldırıları, hareketin çevresinde yeni dayanışma ilişkileri de doğurdu. Le Monde’un 18 Ekim tarihli haberine göre sağlık çalışanları ve gönüllüler yaralanan göstericilere yardım etmek için harekete geçti. Elson Jaçaj’ın açtığı ücretsiz sağlık hizmetine, malzeme sağlayan işletmeler ve yurttaşlar da destek verdi. Böylece protestoya katılım, sokaktaki gösterilerin ötesinde yaralıların bakımını ve ihtiyaçların karşılanmasını üstlenen ilişkilere yayıldı.
Gösteri alanlarında çocuklar için resim ve oyun köşeleri kuruluyor, gençler yaşlı katılımcıların kalabalıkta ilerlemesine yardım ediyor, her gece protestodan sonra sokaklar temizleniyor. Maraton yüzücüsü Eva Buzo da bölgenin korunması kampanyasına destek için Sazan Adası’ndan Narta Lagünü’ne 20 kilometrelik sembolik bir yüzüş gerçekleştirdi.
Haberlere göre eylemciler, Birlikte Hareketi (Lëvizja Bashkë) dahil üç küçük yeni parti dışında, geleneksel muhalefetin sürece katılmasını açıkça reddetti.

Hükümet cephesi
Rama’nın başlangıçta eylemleri görmezden geldiğini ve ancak konu yabancı siyasetçilerin ile uluslararası medyanın dikkatini çekmeye başladıktan sonra yanıt verdiğini aktarıyor. ABD’nin gözünde iyi niyetini koruma konusunda her zamankinden kararlı görünüyor ve Trump ailesinin projeye dahil olması nedeniyle vazgeçme konusunda daha da isteksiz olacak.
Avrupa Birliği cephesi ise farklı bir baskı unsuru oluşturuyor. Avrupa Komisyonu’nun projenin Arnavutluk’un katılım müzakerelerine ve çevre ile iklim değişikliğini kapsayan 27. Fasıl’a olumsuz etkisi olacağını belirttiğini yazıyor. Yolsuzlukla ve Organize Suçla Mücadele Özel Yapısı’nın (SPAK) yürüttüğü soruşturmalar da kilit bir faktör olarak öne çıkıyor.
Sırada ne var?
Rama’nın yakın vadede istifa etmesini beklenmiyor. Hükümetin düşmesi için protestoların çok daha geniş bir halk ayaklanmasına dönüşmesi gerektiği açık. Erken seçim senaryosunda bile Arnavutluk Anayasası’nın 45 gün içinde seçim yapılmasını şart koşması, yeni siyasi güçlerin örgütlenmesi için çok az zaman bırakıyor. Hareketi destekleyen yeni partiler küçük, kaynaksız ve birbirinden farklı ideolojik çizgilerde. Bu ise hareketin sonuç alıcı olmasının önünde engel olarak duruyor
Rama’nın istifası, farklı kesimleri bir araya getiren ortak bir talep. Ancak hükümetin değişmesiyle kıyıların kullanımı, eğitim maliyetleri, çalışma koşulları ve toplumsal zenginliğin bölüşümü kendiliğinden değişmeyecek. Hareketin karşı çıktığı ilişkilerin hangi programla dönüştürüleceği sorusu, hükümetin geleceğinden bağımsız olarak önemini koruyor.
Arnavutluk’taki hareketin geleceği açık. Doğanın kullanımı üzerine başlayan bir çatışmanın eğitim, gelecek ve siyasal iktidar sorunlarına uzanması, birikmiş öfkenin genişliğini gösteriyor.
Üstelik militan eylemlerin Rama’nın iktidar üzerindeki hakimiyetini zayıflattığını açık. Hareketin asıl önemini kısa vadeli bir hükümet değişikliğinde değil, uzun vadede Arnavutluk’un siyasi manzarasını yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Geleneksel muhalefetin zamanla yerini kaybetmesi ve sıradan vatandaşların beklentileriyle daha yakından örtüşen yeni bir alternatifin doğması sosyalistlerin hedefi. Militan eylemlerin hedeflediği sonuca ulaşamasa bile insanlar korkularını yendi ve farklı bir dünya hayal etme cesaretini buldu. “Arnavutluk satılık değildir” sloganıyla kitlesel militan eylemler sürmeye devam edecektir.
Kaynaklar:
– https://brooklynrail.org/2026/09/field-notes/notes-from-the-flamingo-revolution/
– https://neweasterneurope.eu/2026/07/07/making-sense-of-the-flamingo-revolution-in-albanıa
